The Web is Dead

1-2 gündür okumayı planladığım; ancak en sonunda bugün bitirebildiğim çok başarılı bir Wired yazısı ile karşınızdayım.



Wired editörü Chris Anderson ve Newser editörü Michael Wolff'un iki makalesinden oluşan bu yazı, Web'in yıldıının sönmeye yüz tuttuğu ve İnternet'in geleceğinde applications'ın çok önemli yere sahip olacağı iddiasını kanıtlamaya çalışıyor.



İnternetin, her şeye ulaşabildiğimiz, seçeneklerin çokluğundan mutluluk duyduğumuz zamanları geride bırakarak olgunlaştığını ve insanların artık yarı kapalı ve birbirlerine kısmen bağlı ağları (Facebook-Twitter-Gmail-Email server-Skype) tercih etmeye başladığını öne süren makalede sözü edilen ana platformun mobil internet araçları olduğu unutulmamalı.


Türkiye piyasasında internet kullanımının çok büyük bir yüzdesi hala masaüstü ve dizüstü bilgisayarlardan yürütüldüğü için bu tezin sağlamlığına inanmak güç olabilir; ancak sürekli telefonundan ya da iPad'inden internete giren insanlar için browser kullanmanın çilesiyle en sık kullandığımız siteler için ayrı ayrı uygulamaların yer aldığı bir platform karşılaştırıldığında yazarların güçlü olduğu nokta görülebilir. Sonuçta iPhone'umuzu açtığımızda Facebook status update ya da Yemeksepeti siparişi gibi işlemlerimizi Firefox/Opera'dan değil, bu sitelerin kendilerine ait uygulamalardan yapıyoruz.


Sonuç olarak, henüz bize yabancı olan ama 5-6 yıl sonra kendimizi yoğun bir şekilde içinde bulacağımız bir dünyadan bahsediyor Anderson ve Wolff, varsayımlar ve tahminler oldukça yerinde ve zihin açıcı.

Makale üzerine yapılan ve Tim O'Reilly ve John Battelle gibi isimlerin de dahil olduğu tartışmayı ise şuradan okuyabilirsiniz.

İşte O Semtler


Türk medyası klasiklerine bir yenisini daha ekleyen yukarıdaki manşet tam olarak kimin elinden çıkma bilemiyoruz; ama zihninin hastalıklı olduğuna şüphe yok. Akıllara ilk olarak Vakit gazetesinin "İşte O Üyeler" manşetini anımsatan bu manşetin devamında bahsi geçen semtlerde dolaşmaktan korkmalı mıyız?

Daha da önemlisi, hadi diyelim ki provokasyon yapmaya karar verdin; koyduğun fotoğrafları düzgün seçsen de yaptığın şeyin provokatif niteliğini manipülasyonla desteklemeye ihtiyaç duymasan? Fulya'da, fotoğrafını çektiğin işyerlerinin ışıklarının saat 4'te tamamen açık olmasını mı bekliyordun? Nişantaşı'nda, insanların yaşadıkları binalar yerine çalıştıkları binaların fotoğraflarını çekiyor olduğunu fark etmeyecek miyiz? Esenler'de sadece 2 binanın fotoğrafını çektiğini, odaktaki binadaki ışıkların yarısının yanmıyor olduğunu nasıl açıklayacaksın?

Takvim'den "Kafir Semtler", gazeteciliğin bittiği noktadan sundu.

Snoop Dogg / True Blood

True Blood'ın 3. sezonunun 9. bölümü bugün itibariyle internete düşmüşken - ki belirtelim bu sezonun açık ara en iyi bölümü olmuş - Snoop Dogg'ın Sookie Stackhouse için bestelemiş olduğu şarkıya ve çekilen klibe bakmakta fayda var. Showbiz.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...