TED: Elif Şafak

TED'in ne olduğunu anlatmaya artık gerek yok sanırım. Yeni sona eren, Oxford'da gerçekleşen TED Global 2010'un katılımcıları ve takipçilerine ilginç bir sürprizi oldu. 2 Türk konuşmacı. Bunlardan ilki yazar Elif Şafak, diğeri ise müzisyen Karsu Dönmez oldu. Karsu Dönmez'in konuşması henüz internet ortamına düşmese de Elif Şafak'ın yaptığı konuşma birkaç gün sonra TED tarafından yayınlandı. İzleyelim ve inceleyelim:


Konuşmanın ilk 8-9 dakikalık kısmı Elif Şafak'ın geçmişinden anekdotlardan oluşuyor. Açıkçası Orientalism ve Determinism'in ekmeğini yiyen bu kısmı beğendiğimi söyleyemeyeceğim, keza ilginç bir tarafı olmayan hayat hikayelerimizi anlatacaksak ben de TED'e çıkmak istiyorum. Doğrudan ekmeği yenilmese de içerik açısından bağlantılı olarak Amin Maalouf - Les Identités Meurtrières ile de paralellikler gördüm. Bu bölümle ilgili dikkatimi çeken tek şey, Elif Şafak'ın kültürler arasında yaşadığı araf hayatı oldu.

Konuşmanın geri kalan kısmı ise Şafak'ın kurgu, hikayeler ve identity politics üzerine görüşlerinden oluşmakta. Açıkçası Intercultural Communication Studies üzerine onlarca şey okumuş bir insan olarak etkilenebileceğim pek bir şeyle karşılaşmadım. Çok kültürlü yazarlardan kurgusal olmayan eserler beklendiğine dair sunduğu gerçek, az çok bir insight niteliği taşımakta, onun da hakkını vermem lazım. "Write what you can feel, not what you know"'a ise tam olarak katılamamaktayım; çünkü bir şeyi hissetmek için de (by definition) onun hakkında bir şeyler bilmek, en azından fikir sahibi olmak gerekiyor gibi gelmekte bana. Sonuçta Norveçli, yakışıklı ve homoseksüel bir erkeği elde hiçbir veri olmadan hissetmek nasıl mümkün olabilir gerçekten merak ediyorum. Kurgunun yazarın hayatından ve görüşlerinden bağımsız bir varlık olduğu görüşü ise tartışmaya açık, edebiyatçı olmadığım için bu noktaya değinmeden geçiyorum.

Sonuç olarak, Elif Şafak'ın TED sahnesine çıkmasına çok şaşırdığımı söyleyemem; bir noktada olacak bir şeydi elbette. Ancak sevindiğimi ekleyebilirim kesinlikle. Sunum yönünden oldukça başarılı olan konuşmanın içerik kısmını ise biraz sıkıntılı buluyorum şahsen.

iPod: The Digital Drug

Wired'da çıkan bir makaleye göre belirli şarkılar belirli şekillerde dinlendiği zaman zihin üzerinde oyunlar oynama gücüne sahip. Esrar, kokain, peyote gibi uyuşturucuların yarattığı etkiyi yaratan bu şarkılara hali hazırda Digital Drug adı verilmiş durumda.

Bu durumun yasadışı bir statüye ulaşması -eğer gerçekleşirse- zaman alacak. Böyle bir şey gerçekleşirse, iPod'lardan rahatça müzik dinlemeyi unutabiliriz gibi geliyor.

Wired makalesi için:

http://www.wired.com/threatlevel/2010/07/digital-drugs



Sansüre Karşı Yürüyüş

Beklenen toplu eylem günü geldi, her şey ayarlandı ve cumartesi gününü bekliyoruz.

Massive Attack bile konserinde Youtube'dan yasak krallık diye bahsediyorken senin, benim, senin sevgilinin, benim iş arkadaşımın hala sessiz kalması beklenemez, beklenmemeli.

Cumartesi görüşmek üzere.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...