Adidas Star Wars Collection

İstiyorum!


Duymayan kalmadı herhalde; ben de biraz da o yüzden siteye koymadım ama reklamı her görüşümde titriyorum; o yüzden koymak istedim:


Daft Punk'ın da arada gözükmesi başarılı.





Web'de Ücretli İçerik Trendi

Geçtiğimiz haftalarda düşen birkaç habere yakın zamanda eklenen yeni duyurularla birlikte adını koyma vakti geliyor sanırım yavaş yavaş: İnternette ücretli içerik ilginç bir şekilde popülerlik kazanacak gibi gözüküyor.


İlk olarak medya devi Rupert Murdoch, networküne bağlı medya şirketlerinin, ücretsiz içerik sunmamak istediği için internetteki arama sonuçlarından çekileceğini açıkladı.

Geçtiğimiz günlerde ise New York Times'dan ilginç bir haber düştü ajanslara: Dün itibariyle resmiyete kavuşan habere göre New York Times, kullanıcılarına internet sitesinden sunduğu makalelere sınırlama getirecek. Aylık belli sayıda makaleyi görüntüledikten sonra yeni makale okuyabilmek için para ödemeniz gerekiyor.

New York Times ya da Rupert Murdoch gibi medya devlerinin böyle bir tercihte bulunmaması çok şaşırtıcı olmayabilir derken, bu yeni akıma "trend" dememize yol açacak bir gelişme yaşandı: Youtube, Sundance gibi film festivalleriyle anlaşıp, bu festivallerde gösterime giren filmleri internet sitesinden yayınlayacak. Bu aşamada ilk olarak Sundance'ten 5 filmle anlaşan Youtube, kullanıcılarına bu içeriği film başına 5 dolar gibi bir ücretten sunacak. Bağımsız bir filmi internet üzerinden seyretmek için 5 dolar verilir mi verilmez mi tartışılır. Ancak bu yeni hamlenin çok dikkat çekeceği kesin diyebilirim.

Bu hamlenin devamında başka hangi internet sitesi "ücretli içerik" konusunda çalışmalar yapacak merak etmekteyim; daha da önemlisi, kullanıcıların bu hamlelere nasıl tepki vereceğini görmek gerek.

Tenis'te Türk Geleneği



Sanırım benim için bu haftanın en bomba haberlerinden biri bu olacak.

Şu günlerde Avustralya Açık Tenis Turnuvası düzenleniyor bildiğiniz üzere; Türk asıllı sporcu Marsel İlhan da turnuvada yarışmakta. Şilili Fernando Gonzalez ile yaptığı maç sırasında kendisini desteklemek için stada gelen 100 kişilik Türk grubu, tenis dünyasına da Türk'ün "gücünü" gösterdi sanırım.

Haberden alıntılıyoruz:

"ÖRNEĞİN tenis geleneğinde rakibin hatalı vuruşları seyirciler tarafından alkışlanmaz.. Oysa bizim fanatikler Gonzalez’in her hatalı hareketinde gol sevinci yaşadılar.. Set puanları arasında Marsel’i coşkulu bir biçimde destekledikleri için hakem tarafından sessiz olmaları konusunda 10’u aşkın defa uyarıldılar.. "

"İKİNCİ sette fanatikler iyice zıvanadan çıktı.. Kendilerini futbol maçında sanarak meşale yaktılar, bununla da yetinmeyip Şilililer’in bulunduğu tribünlere fırlattılar.. Şilili tenisseverler duman içinde kalırken, olaya müdahale eden Melbourne polisi Türk tenisseverlerin 35 tanesini kort dışına çıkardı.. Yayıncı kuruluş Eurosport maçın ilk bölümünü canlı verirken, olaylar başladığı andan itibaren tenisin görsel zevkini korumak adına yayını yarıda kesip başka bir maçı yayınlamayı tercih etti. "

Söyleyecek söz bulamıyorum; çok başarılı!

Komilikomilikomilikomili

Bu haftanın en ilginç reklamlarından biri olmuş; hafif de samimi olmuş, şahsen beğendim.

Ajans hayatına geri dönüş yaşayınca ister istemez paylaşılan reklam sayısında da artış yaşanacak gibi gözüküyor önümüzdeki günler / haftalarda; şimdiden hazırlıklı olunuz.





Inspire me #1




Smiley koyabilseydim thumbs up yapardım.


Dipnot: "Inspire me" konseptinin ne olduğunu anladınız sanırım.

Bill Gates Twitter'da








4 saat önce Twitter hesabını açan, ilk tweetini gönderen Bill Gates amcamızı şu anda 14.000 kişi takip ediyor.


Şimdi Steve Jobs düşünsün.

TEDxReset İzlenimleri

Birkaç günlük yoğun bir tempo yüzünden, Perşembe günü gerçekleşen TEDxReset etkinliğinden aklımda kalan izlenimleri paylaşmam bugüne kaldı.

Bilindiği üzere, 14 Ocak Perşembe tarihinde Boğaziçi Üniversitesi'nde, Türkiye'de gerçekleşen ikinci TEDx etkinliğine katıldık. Öncelikle genel olarak etkinlik hakkında, ardından da konuşmacıların bazıları hakkındaki izlenimlerime yer vereceğim.

Videolarını veya konferanslarını seyredenlerin fark edebileceği üzere TED'in kendine has bir anlayışı var. Tabi ki Bill Gates gibi isimlerin konuşmalarına rastlasak da genellikle konferanslarda yer alan isimler popüler kültüre mal olmamış, adı duyulmamış; ancak gerçekten de "paylaşmaya değer" bir şeyler yapan insanlar olmakta. Dolayısıyla TED'in aslında ciddi bir küratörlük çalışması sonucunda oluştuğunu söyleyebiliriz. TEDxReset'te benim en çok mutlu olduğum şeylerden biri, küratörlüğüne gösterilen özen oldu. "X" bir konu seçip akla ilk gelebilecek, en rahat ulaşılabilecek insanlar yerine genelde kitlelerce pek tanınmayan (en azından tanınıyorsa da benim ayıbım olsun tanımamak) Eset Akçilad, Defne Koryürek gibi değişik disiplinlerden hikayeleri olan insanlara yer verilmesi bence TED anlayışının kavrandığının en büyük göstergelerinden biriydi. Bu yüzden TEDx ekibini içten bir şekilde tebrik ediyorum.

Öte yandan gerek sahne tasarımı, gerek (yer yer biraz abartılarak da olsa) 18 dakikaya gösterilen özen ve bilimum ufak detaylarla "tam" olmuş bir etkinlik vardı karşımızda. Bundan kastım şu aslında: Pek çok defa, "good enough" konferanslarla karşılaşıyoruz; ancak TEDxReset'te, çoğu organizatörün göz ardı edeceği ince detaylara büyük özen gösterilmişti. O "ince" detaylarla burada karşılaşmak beni memnun etti şahsen.

Konferans küratörlüğünde yaşanan yegane problem ise seçilen isimlerin bazılarının tavırlarıyla alakalıydı. Konuşma yapan isimlerden 1 - 2 tanesi, "paylaşmaya değer" bir fikir / hikaye anlatmak yerine kendilerinin ya da şirketlerinin promosyonunu yaptılar; bazılarının ise anlatacak bir şeyleri olup olmadığından şüpheliyim.

Konuşmacılar arasından özellikle beğendiğim bazı isimler var; onlara kısaca değineyim.

Eset Akçilad bence günün en güzel konuşmasını yaptı. Sunumun hem retoriği, hem kompozisyonu, hem de anlatılan hikayesi çok etkileyiciydi naçizane fikrimce. Benim aklıma ilk olarak TED konuşmaları arasından William Kamkwamba'yı getiren konuşmada Eset'in bugün karşımıza çıkartan sürecin gerçekten büyüleyici olduğunu fark ettik. Eset'in başta değindiği şeylere konuşmasının sonunda referans yaparak bütün her şeyi bir bütün halinde sunması çok başarılıydı. İnternet sitesine videolar düşünce mutlaka seyretmek gerek.

Eset Akçilad'dan hemen sonra Serdar Savaş sahne aldı ve seyirciyi de konuşmasının içine ustaca dahil ederek hikayeler anlattı. Fark ettiğim kadarıyla o 18 dakika boyunca salondaki herkesin dikkati bir an olsun sahneden uzaklaşmadı. Bir gün yüz yüze anlatırım niyetiyle anlatmış olduğu kartal hikayesine hiç değinmiyorum. Merak olsun. "Predetermined" ögelerin bizim kimliğimizi tanımlaması ve pek çok insanın ömrünü buna bağlı olarak geçirmesi ise apayrı ve mutlaka değinilmesi gereken bir konu. İlgilenenlere Amin Maalouf - Les Identites Meurtrieres tavsiye ediyorum.

Lev Manovich, hikayesini anlatmada başarılı olamasa da gerçekten çok özgün, takip edilmesi gereken bir şeyler anlatıyordu; ilgilenenler kendi sitesinden takip edebilir.

Cem Mumcu da bence ilk üçe girebilecek bir konuşma yaptı. Onun da anlattığı şeylerden bazılarını biliyorduk elbette; reset konseptini "survival" konseptiyle birleştirmesi benim zihnimi biraz açtı diyebilirim; "Sigaran var mı?" hikayesi ise gerçekten saksı resetletecek kıvamdaydı.

Tunç Kılınç'ın "hayat aşamaları" şeması ve dia makinası kullanarak konuşma yapmayı tercih etmesi çok başarılı olsa da sonundaki Şebnem Ferah bence gerçekten komik oldu.

Daha pek çok şey yazabilirim de pek sıkmamakta fayda var. Şahsen uzun zamandır beklediğim; ama beklentimi çok çok yukarılarda tutmadığım bir konferanstı TEDxReset; ama beklentilerimin kat kat üstüne çıkarak benim salondan çok memnun, "kafa açmış" bir insan olarak ayrılmamı sağladı. Diğer katılımcıların (en azından çoğunun) ve organizatörlerin de memnun olduğunu tahmin ediyorum. Darısı diğer TEDx etkinliklerinin başın artık.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...