500 Bin Radikal

Radikal gazetesinin geçtiğimiz haftalarda geçirdiği büyük değişiklikten haberdar olmayan yoktur sanırım. Tabloid formatına geçen, içerik ve tutum konusunda fark edilebilir ölçüde değişiklikler yapan gazete; açıkçası Türkiye'deki gazeteciliğin geleceğiyle ilgili bizi meraklandırıyor. Radikal amaçladığı hedefe ulaşırsa peşinden pek çok gazetenin takip edeceğine şüphe yok; ancak medya çevreleri görünüşe göre işin kötü sonuçlanmasının da mümkün olduğunu gözönünde bulundurarak beklemeyi tercih ediyor.

Açık konuşmak gerekirse yeni Radikal'ın kullanmakta olduğu haber ve yorum tonu ilginç, sıradışı ama bence kesinlikle gerekli olan bir şey. Tek sorun şu: Doğan grubunun bir parçası olduğu için yeterince güvenilir bir gazete imajı yaratmıyor şu anda. "Eski" Radikal'i hatırlayanlar bilir, yorumlar tamamen ayrı olsa da sunulan haberleri biraz daha hafif bir dille birebir olarak Milliyet'te okumak mümkündü. Manşetteki sıralamanın farklı olması ve dildeki farklılık dışında iki gazete birbirine oldukça benzemekteydi. Yeni Radikal'in bunu şu an için aşabilmiş olması elbette sevindirici.

New York Times Yönetim Kurulu Başkanı Arthur Sulzberger, Yeni Medya Düzeni'nde yaptığı konuşmada New York Times'la ilgili 3 temel maddeden söz etmişti: "Quality journalism, Quality Audience, Quality Advertising". Radikal'in dönüşümünü incelerken bunu akıldan çıkartmamak gerekiyor olabilir belki de. Gazeteciliğin kalitesini biraz yükseltebilirler belki; ancak şu anda elit / high-profile bir kitleye yönelik habercilik yapıyor gibi durmuyorlar. Zamanla bu yöne de kayabilirler elbette; ama quality advertising müessesesine ne zaman adım atarlar bilinmez.

Bütün bu yazıyı yazmaya sebep veren şey ise Radikal'in yeni formatının lansman kampanyasında tanıtmış olduğu mikrosite idi. "Savaşma konuş diyen 500 bin Radikal arıyoruz" sloganıyla ortaya çıkan sitenin kendini ayrıştıran bir mesaja ve yapıya sahip olması takdir edici.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...