Bahadır Akkuzu vefat etti


Pek çoğumuzun "Kurtalan Ekspres'in gitaristi" olarak tanıdığı Bahadır Akkuzu, dün gece itibariyle hayatını yitirdi.

İnternet sitelerine düşen habere göre evinde rahatsızlanmış, hastaneye kaldırılmış, bu sırada da kalp krizi geçirdiği anlaşılmış.

Adı özellikle Barış Manço ve Cem Karaca ile sık sık geçen Akkuzu'nun benim hayatımda da ayrı bir yeri bulunuyor elbette. Sene 1993, Barış Manço'nun 7'den 77'ye programına katılmışım, yaş 5 falan. Sahneye çıkartmaya çalışıyorlar beni; ama Akkuzu'yu işaret edip "Sakalını kesmezse hayatta gelmem" gibi cümleler kurmuşum. Akkuzu sakalını kesmedi elbette ama hem o hem de Barış Manço gönlümü aldılar o gün, ikisini de pek sevdim o günden sonra.

Ne diyeyim, bir dönemin efsane isimleri teker teker gidiyorlar, Akkuzu'nun da toprağı bol olsun.

Bu arada, ben Cohen seyrettim.

Sanırım çocuklarımıza anlatılacak tatta bir deneyim oldu bu. Mucizevi, büyüleyici ve zarif; Leonard Cohen, ne kadar güzel sıfat varsa hepsini hak ediyor kesinlikle.

Konser değerlendirmesini Avaz Avaz'a yazdım, sizi oraya alayım bu seferlik:)

Brad Pitt vs Wired

Brad abim yardırmış resmen.


Inglorius Basters filminin tanıtımı için Wired'a konuk olmuş Brad Pitt, ve internet "ahlakı" (bkz: etiquette) ile ilgili olarak tavsiyelerde bulunmuş. Tabi bunların hiçbiri düzgün tavsiyeler olmadığı için her biri oldukça eğlenceli olmuş. Daha fazla soru-cevap ve inanılmaz fotoğraflar için tık tık

Can I answer my cell during a movie if it seems urgent?
Never. It may be a brief interruption—just a few seconds—but what if someone sitting near you is trying to make a decent bootleg? Did you ever think of that? Now all those street-corner copies are permanently defiled by your so-called “emergency.” Don’t be so damn selfish.


I exaggerated my salary on my online dating profile. Should I fess up?
Hell no. Everyone lies online. In fact, readers expect you to lie. If you don’t, they’ll think you make less than you actually do. So the only way to tell the truth is to lie.



Apple vs Microsoft, 2009 edition

Uzun zamandır yazmayı planlayıp da yazamadığım bir yazıydı bu, en sonunda başlayabiliyoruz.


Apple ile Microsoft arasında yıllardır devam eden çekişmeye pek çoğumuz aşina sanırım. Yanlış bilmiyorsam son 3 yıldır yayınlanan PC vs Mac temalı reklamlar da Apple'ın bu çekişmedeki sancak gemisi vazifesini üstlenmişti. Microsoft'tan geçtiğimiz yıllarda Apple'a reklam olarak cevap gelmese de, yöneticilerin bu sene bu anlayışı değiştirmeye karar verdiğini geçtiğimiz aylarda hep beraber gördük.




Ne oldu? Microsoft, Mart 2009'dan itibaren Laptop Hunters isimli reklamlarını yayınlamaya başladı. Microsoft'un halka ciddi ciddi yaklaşıp, onların sesinden konuştuğu bu reklamlarda farklı kesimlerden insanlar kendilerine bir notebook almaya karar veriyordu. Almak istedikleri notebook'un özelliklerini ve koydukları bütçe limitini reklamda belirten bu insanlar ardından isteklerine uygun bir notebook aramaya başlıyordu. Her reklamda da bir Apple ürününün özellikleri ve diğer notebooklarla arasındaki fiyat farkına da vurgu yapılıyordu.



Türkiye'deki Apple - Microsoft taraflarının görüşlerinde hiçbir değişikliğe yol açmasa da bu reklamlar Amerika'da Microsoft'u kelimenin tam anlamıyla kanatlandırdı. Hemen alttaki tabloda görebileceğiniz üzere bu reklamların yayınlanmasından itibaren Apple'ın değeri düşerken Microsoft sağlam bir yükseliş trendine geçiş yaptı.



Apple buna cevaben öncelikle hemen altta görebileceğiniz, Mac vs PC teması üzerinden hareket eden "Elimination" konseptli bir reklam yayınladı.



Reklam kreatif açıdan ne kadar başarılı olursa olsun, Microsoft'un yükseliş trendini engelleyemedi (Tabi belirtmek lazım, Microsoft reklam bütçesine çok ciddi para ayıran bir firma olduğu için Laptop Hunters reklamları PC vs MAC reklamlarından çok daha yüksek sıklıkta televizyonda dönmüş olabilir, açıkçası bunu bilmiyorum.). AdAge'de yayınlanan bir makaleye göre de Mac yerine PC tercihlerinde, reklamların başlamasından itibaren %10'luk bir artış yaşanmış.

Geçtiğimiz haftalarda ise çok ilginç bir gelişme yaşandı. Microsoft COO'suna göre Temmuz'un ilk haftasında şöyle bir diyalog yaşandı:

"And you know why I know they're working? Because two weeks ago we got a call from the Apple legal department saying, 'Hey' -- this is a true story -- saying, 'Hey, you need to stop running those ads -- we lowered our prices.' They took like $100 off or something."


Devamında hukuki yollara başvurma tehdidinin de yer aldığı bu görüşmeye göre Apple, fiyatlarını düşürmüş olduğu için bu reklamların gerçeği yansıtmadığını düşünmekte, bu nedenle de gösterimden kaldırılmaları gerektiğini iddia etmekteymiş. Fiyat üzerinden reklam kampanyası yapmanın böyle bir götürüsü de var, çünkü Apple fiyatını 1$ dahi düşürse reklam, gerçekliğini kaybediyor. Naçizane fikrimce de şunu soruyorum haliyle: Bu zamana kadar reklamlarla yapılan göndermelerle pazar payı toplayan Apple, bu kampanyaya reklamla cevap vermek yerine neden "öğretmene şikayet etmeyi" uygun gördü? Bakış açısına göre değişen bir olay elbette bu; bakıldığı zaman yapılabilecek en doğru hareket buydu belki; ama Apple'ın samimiyetine gölge düşüren bir hareket oldu bence bu.

<br/><a href="http://video.msn.com/video.aspx?vid=6c7197c6-e6ac-4070-8aa0-e76ec5634ebe" target="_new" title="Laptop Hunters $1700 - Lauren and Sue get a Dell XPS 13">Video: Laptop Hunters $1700 - Lauren and Sue get a Dell XPS 13</a>

COO, "bu reklamları yayınlamaya devam edeceğiz" dese de reklamlarda ufak bir değişiklik yapıldı ve Apple'ın fiyatlarından bahsedilmeden sadece "çok pahalı" vurgusu yapıldı. Apple belki istediğine ulaştı ama düşen tercih edilme oranı ve değerinin yanına bir de oyunbozanlık faktörünü de ekledi. Microsoft yöneticileri ve Bogusky de sanırım en sonunda gece biraz daha rahat bir şekilde uyuyorlardır.

2 hours and 16 minutes of solitude: Battlestar Galactica

Dün, Avaz Avaz'ın sitesinde haberini girmiştim zaten, "Battlestar Galactica 4. sezonun soundtracki geldi" diye; hem de birkaç gün geç keşfettiğim için üzülmüştüm kendi kendime. Şu anda albümü baştan sona ilk defa dinleme fırsatını elde ettim, büyülendim.

Battlestar Galactica'nın, ya "of çok süper" ya da "çok kötü ya" diye iki keskin seyirci kitlesi bulunuyor büyük ağırlıkta. Açıkçası "çok kötü ya" diyenler için de tutup "kişisel beğeni" diyemiyorum, çünkü dizi fazla iyi naçizane fikrimce.

4. sezonun soundtracki, zaten dizide karşılaştıkça efsane olacağını belli ediyordu bence kesinlikle; müziğin yer aldığı her sahnenin etkisi kat be kat artıyordu. Albüm kayıtları yapılırken de pek çok düzenleme / değişiklik yapılmış haliyle, bunu en açık bir şekilde Kara Remembers parçasında görmek mümkün.

Klasik müzik ile tam adını koyamadığım ama şimdilik "epik müzik" diyeceğim (ve sizin de muhtemelen anlayacağınız) türü birleştiren, ortaya harika işler çıkartan Bear McCreary, bu soundtrackte de yer yer ağlatan, yer yer gaza getiren tarifi imkansız besteler yazmış.

Abartıyorum belki; ama bir Battlestar fanı olarak bence az bile söylemekteyim an itibariyle.

Kara Remembers, çok iyi.

http://fizy.com/s/184h7n



You should follow me on Twitter

İnternet kullanıcıları, kendilerine doğrudan hitap eden (You), daha kişisel havada olan (should follow me), ve hedef gösteren (here) komutları daha çok tercih ediyormuş; aklımızda bulunsun.

Abimiz bunu iyice bir araştırmış, sonuçlara varmış, hoş bir sitede de sunmuş,



Siz de bu siteye, buradan ulaşabilirsiniz.


ps: Evet, "kişisel" lik ögesini de Türkçe mesajların bir yerlerine sığdırmak için önerilere ihtiyacım varmış görünüşe göre.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...