Adil Gür Röportajı - II -

Pek çok partinin yeni açılımları var, CHP’nin türban açılımı konusunda ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’de son 3-5 yıldır siyaset, kutuplaşmalar yoluyla yapılıyor. Bu açıdan bakıldığında Deniz Baykal’ın yaptığını Türkiye’de siyasetin normalleşmesi yönünden doğru buluyorum. Ancak bundan 4-5 ay önce türban yasağı ile ilgili tartışmanın aktörlerinden biri olan CHP’nin bu hareketinin ne kadar samimi olduğunu kısa dönemde gözlemleyemeyeceğiz. Yine de ben bu kadar keskin bir dönüşü yadırgadım. CHP kara çarşaflı seçmenlere rozet takmak yerine daha yumuşak bir geçiş yapabilirdi.

Peki, CHP bu açılımla muhafazakarları kendisine çekebilir mi?

CHP çarşaf açılımı yaptı diye dindar kesimin kısa vadede CHP’ye yönelmesi mümkün değildir. Bu kesimler AKP’ye oy vermeyecek olsa Saadet Partisi’ne ya da Büyük Birlik Partisi’ne oy verecektir. Aslı varken muadiline kimse oy vermez. Öte yandan CHP orta ve uzun vadede bunun altını doldurabilirse Türkiye’deki seçmenin %20’sini oluşturan aydın kesim yerine %80’ini oluşturan muhafazakar kesime hitap edecektir ve bundan fayda sağlayabilir.

Kara çarşafın siyasi bir simge olduğuyla ilgili de pek çok tartışma yaşandı…

Türban ve kara çarşaf büyük şehirlerde bir siyasi simge olarak kabul edilebilir belki ama taşrada, ufak yerleşim merkezlerinde bundan bahsetmek doğru olmaz. Buralarda örtünme genellikle dini gerekçeler ya da yöresel giyim tarzı yüzünden olur. Anadolu’da çarşaflı bir kadın CHP’li de olabilir, MHP’li de olabilir, AKP’li de olabilir.

CHP kendi tabanından oy kaybı yaşar mı?

Bu açılımla birlikte CHP’ye yönelen muhafazakar bir kitle söz konusu olduğu gibi, CHP tabanından buna tepki gösteren bir kesim de bulunuyor ama bu açılım yüzünden seçmenin %10-20 gibi büyük bir kesiminin yer değiştireceğini sanmıyorum. Benim tahminimce olumlu ile olumsuz tepki gösterenlerin oranı birbirini dengeleyecektir.

MHP’nin Alevi açılımı konusunda ne düşünüyorsunuz?

Alevi seçmenlerin şu anda yaklaşık %70 – 80’i sol partilere oy veriyor. Türkiye’de Kürt ve Türk Aleviler diye 2 kesim bulunmakta. MHP zaten Çorum, Yozgat, Sivas gibi bölgelerdeki Türk Alevilerden oy alıyor şu anda. Geçmişte de MHP bünyesinde Alevi kökenli milletvekilleri yer aldı ama MHP Alevi açılımı yaptı diye bugüne kadar başka partilere oy veren seçmenin toplu bir şekilde MHP’ye oy vermesini beklemek doğru olmaz.

Sizce bu açılımlar sadece yerel seçimle mi sınırlı kalır?

Açıkçası ben, Türkiye’de siyasetin normalleşmesi açısından bu girişimlerin çok gerekli olduğuna inanıyorum. Hem CHP’nin hem de diğer partilerin bu açılımlarında samimi olduklarına da inanmak istiyorum ama bunu kısa vadede değil; ancak orta ve uzun vadede görebiliriz. Türkiye’nin demokratikleşme ile ilgili ciddi sorunları var ve bu sorunları ancak samimiyetlerinden tereddüt edilmeyecek olan partiler çözebilir. Bu ülkede sağ partilerin türban sorununu çözmesini bekleyemeyiz. Bu ülkede türban sorununu ancak sosyal demokrat partiler, Kürt sorununu da MHP çözebilir. Bu nedenle bu açılımların altını doldurmak gerekiyor.

Yereldeki karşılaşmalar

Güneydoğu’daki AKP-DTP çekişmesinin sonucu ne olur?

2007 Ekim ayına kadar Güneydoğu’da DTP’nin kalesi olarak görülen yerlerde AKP-DTP oyları neredeyse eşit durumdaydı. Ancak hava harekatı ile başlayan, kara harekatı ile devam eden ve en son başbakanın Güneydoğu ile ilgili çok sert söylemlerine kadar uzanan süreçle birlikte bu eşitlik bozuldu. Şu anda DTP, Diyarbakır, Batman, Hakkari gibi kalesi sayılan illerde AKP ile arasındaki farkı açmış gözüküyor. Bu tartışmaların en çok DTP’ye yaradığını söyleyebiliriz. Geçen hafta bir seçim yapılsaydı AKP’nin, DTP’ye ait hiçbir yeri kazanması mümkün değildi, hatta kendi belediyelerini bile kaybedebilirdi. Ama yerel seçimlere daha 3 ay var ve Türkiye siyasetinde ne olacağı hiç belli olmaz.

Yerel seçimlerde halk oyunu partilere mi adaylara mı veriyor?

Bu soruyu halka sorduğunuz zaman oylarını adaya göre verdiklerini söylerler. Özellikle Anadolu’nun illerinde, ilçelerinde, beldelerinde bu durum böyledir. Ufak yerleşim merkezlerinde adayın kimliği, çalışkanlığı ve dürüstlüğü çok önemlidir. Ancak büyük şehirlerde pek çok insan adayları çok iyi tanımaz. Bugün İstanbul’da bir kamuoyu araştırması yapsanız halkın büyük çoğunluğu 70-80 İstanbul milletvekilinin 2 tanesini söyleyemez. Bu nedenle büyük şehirlerde adayın kimliğinden çok partisi önemlidir.

AKP yerel yönetimlerde başarılı bulunuyor mu?

Evet, iktidar meclis düzeyinde başarısız olarak görülse de, yerelde oldukça başarılı bulunuyor. AKP’li belediyeler sosyal yardımlaşma ve belediyeciliği çok iyi beceriyorlar. Burada belediyecilikle kaldırım yapmalarını ya da trafik sorununu çözmelerini değil, belediye olarak halka çok iyi iletişim kurmalarını kastediyorum. Askerde çocuğu olan annelere maaş, kömür parası veriyorlar; cenazelerini ücretsiz düzenliyorlar. Genel sorunların da hala çözülemediğini düşünecek olursak, belediyelerin toplumun bir kısmını mağdur ederken çok daha büyük bir kısmını memnun etmeyi iyi becerdiğini söyleyebilirim. Bu nedenle de halk yerel belediyelerden oldukça memnun. 1994 yılında Refah Partisi’nin kazandığı hiçbir belediye kaybedilmemiş şu ana kadar.

Ankara’da ise Melih Gökçek ile Murat Karayalçın karşılaşacak muhtemelen. Bu karşılaşmanın galibi kim olur?

Melih Bey aday olursa Ankara’da Karayalçın’ın şansı olabilir. Melih Gökçek 2004 seçimlerinde %55 oy aldı. 2008 seçimlerinde Ankara’da MHP’nin büyük etkisi olacak. MHP, Beypazarı’nda çok başarılı olan Mansur Yavaş’ı Ankara’da aday gösterecek. MHP’nin Ankara’da %15 gibi bir oy oranı bulunuyor ve bu seçimlerde Melih Gökçek yerine kendi partilerine oy verecekler. Dolayısıyla Gökçek’in oylarının %40 civarına inmesini bekleyebiliriz. 2004 seçimlerinde SHP ve CHP’nin Ankara’daki oy toplamı %35 civarında. Melih Gökçek’in de Ankara’daki problemler yüzünden yıprandığını düşünecek olursak Ankara’yı Karayalçın’ın kazanabileceğini söyleyebiliriz.


Adil Gür Röportajı - I -

Boğaziçi Üniversitesi İşletme Kulübü dergisi Dinamik yerel seçimlerle ilgili bir siyaset dosyası hazırladık. Bu dosyada da araştırma şirketleri arasından A&G'yi seçtik ve Kasım ayında Adil Gür ile bir röportaj yaptık. Dinamik'in bu sayısı geçen hafta çıktı, üniversiteden ya da bana ulaşarak edinebilirsiniz; ben de dergi yayınlandığı için huzurla röportajı sizinle paylaşıyorum. Röportajı birkaç ay önce yaptığımız için kesin tahminler yok; ama önemli görüşler var kesinlikle. İlk bölümü için buyrunuz:


Yaklaşan yerel seçimlerle birlikte pek çok insanın gözü araştırma şirketlerine çevrildi. Geçtiğimiz aylarda gerçekleşen olayların halkın oylarını nasıl etkilediğini, önümüzdeki günlerde karşılaşacağımız gelişmelerin nelere yol açacağını merak eden herkes gibi biz de araştırma şirketlerinin değerlendirmelerini ve anket sonuçlarını öğrenmek istiyoruz. Türkiye’de bu işi başarıyla yürüten şirketlerden biri olan A&G Araştırma’nın Başkanı Adil Gür ile yapmış oldukları araştırmaların sonuçlarına dayalı olarak yerel seçimlerde neler yaşanabileceği sorularına cevap aradık.


Gerçekleştirdiğiniz son araştırmanın sonuçlarından biraz bahsedebilir misiniz?

Kasım ayının başında, Habertürk için bir seçim araştırması yaptık. Bu araştırmaya göre kararsızlar dağıtılmadan önce AKP’nin oyları %22,8’e, dağıtıldıktan sonraysa %36,4’e düştü. Bu düşüşün başlangıcı Ocak 2008’e kadar uzanıyor. 2002’den 2008 Ocak ayına kadar AKP’nin oylarında trend hep yukarıya doğruydu. Ocak 2008’de AKP oyu %54’e kadar çıktı. Ancak Şubat ayından itibaren başlayan kapatma davası gerginliğiyle AKP oyları %40’lara kadar geriledi.

Türk seçmeni oyunu verirken hangi kriterleri göz önüne alıyor?

Türkiye’de seçmen tercihlerini etkileyen en önemli olgu ekonomidir. Örneğin geçtiğimiz aylarda yaşanan kapatma davası ya da türban tartışmalarında AKP’ye olan desteğin azalmasının temel sebebi, bu tartışmalardan dolayı para piyasalarında dalgalanmalar olmasıydı. Küresel krizin etkilerinin Türkiye’ye olan yansımaları da AKP’ye olan desteğin Kasım başında %36 civarına inmesinin temel sebebini oluşturmaktadır. Ayrıca yerel seçimlerde iktidar partileri genelde çok oy alırlar çünkü insanların çoğu oylarını “İktidar partisine oy verirsem daha iyi hizmet alırım.” mantığıyla verirler.

Peki, ideolojik kutuplaşmaların seçmenlerin tercihleri üzerinde ne kadar etkisi vardır?

Elbette laik/anti-laik tartışmaları ya da benzer konularda tartışmalar devam ediyor ama Türkiye’de ağırlıklı olarak ideolojik değil ekonomik kutuplaşmanın hakim olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de dar gelirli ve düşük eğitimli kesimler ağırlıklı olarak AKP’ye, kısmen orta sınıf MHP’ye ve üst eğitim ve gelir grupları da CHP’ye oy veriyor.

Ekonomik krizin yerel seçimler üzerinde nasıl bir etkisi olacaktır?

Seçmenlerin oylarını vermesindeki en önemli etken ekonomi olduğu için ekonomik kriz de seçim sonuçları üzerinde belirleyici olacaktır. AKP şu anda krizi Mart sonrasına ötelemeye çalışıyor. Bunun için IMF ile yapılacak olan anlaşmayı geciktirmeye çalışıyorlar, telkin konuşmaları yapıyorlar. Eğer önümüzdeki 3 ay içerisinde, yani yerel seçimler tamamlanana kadar krizin ağır etkilerini halka yansıtmamayı başarırlarsa seçimden karlı çıkabilirler. Ancak krizin etkileri halka yansırsa AKP büyük zarar görebilir yerel seçimlerde.


Peki, öteleme gerçekleşirse sonrasında ekonomik açıdan neler olabilir?

Öteleme gerçekleşirse Nisan ayından sonra Türkiye’nin önü daha da karanlık olacak. Böyle ağır bir krizden dolayı 2011’de gerçekleşecek olan genel seçimlerin daha erkene alınmasıyla ilgili tartışmalar bile başlayabilir. Böyle bir şey gerçekleşirse bu krizin karşısında ne AKP kalır, ne de MHP ya da CHP. Türkiye’de siyasetin yeniden yazılmasını bile tartışabiliriz.


Solda birleşme bir kez daha denenir mi? Seçmen üzerinde nasıl bir etkisi olur?

Bir birleşmenin seçmen üzerinde etkisi olur elbette ama bir ittifak gerçekleşmese dahi seçmen oyları bir partide birleşebilir. Örneğin ilçe belediyesinde DSP’li adaya oy veren birisi büyükşehirde kazanma ihtimalini arttırmak için CHP’ye oy verebilir. Aynı şekilde Ankara’da ilçe belediyelerinde kendi partilerine oy veren seçmenler büyükşehirde Melih Gökçek’e karşı CHP altında birleşebilirler. Mustafa Sarıgül’ün DSP’ye geçmesiyle DSP içinde pek çok tartışma yaşandı. Hatta bu yüzden Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen’in etrafında birleşen DSP-CHP-SHP oyları da bu tartışmalardan etkilenebilir.

Yerel seçim sonuçları genel seçimler üzerinde belirleyici olabilir mi?

Yerel seçimlerde, genel seçimlerle karşılaştırmak için belirleyici olan şey belediye başkanlığı seçimi değil, il genel meclisi seçimleridir. Eğer seçmen iktidardan memnun değilse buna olan tepkisini il genel meclisi seçimlerinde gösterecektir. Tahmin ediyorum ki bu seçimde AKP’nin genelde aldığı oylarla yerelde aldığı oylar arasında büyük fark olacak.

Medyanın seçim sonuçları üzerinde belirleyici bir etkisi olur mu?

Türkiye’deki kurumlarla ilgili yaptığımız bir araştırmaya göre medya en güvenilmeyen kurumlardan birisi. O yüzden yerel seçimle ilgili haberlerde ya da tartışmalarda çok belirleyici olacaklarını sanmıyorum. Öte yandan medya, hükümete yerel seçimlerle ilgili değil de ekonomik kriz ile ilgili olarak yüklenecek olursa bundan iktidar zarar görebilir.

Bonobo @ Otto Santral


Lounge'dan bir konser haberi daha:

Bonobo live @ Otto Santral

25 Nisan Cumartesi

Kapı Açılış: 23.00

Biletler: 40 + biletix hizmet bedeli.

Daha Depeche Mode için 100 TL çıkartamayan ben, bu konseri kaçıracağım sanırım...

Bir de Bajka geliyor mu öğrenedim; o yoksa zaten o parayı vermem konsere.


Faili Meçhul Kıyak Hareketi


Blog takip edenler bilir, fikiratolyesi.com'da çıkmış olan bir fikirdi Faili Meçhul Kıyak hareketi.
Bu harekete göre, günlük hayatınızdaki herhangi birisine, kendi kimliğinizi açık etmeden bir kıyak yapacaksınız; ve yaptığınız kıyakla birlikte o kişiye, Faili Meçhul Kıyak kartını vereceksiniz.

Aslında önemli olan şu: Sadece 20 gün önce başlayan bu olay, şu anda oldukça yayılmış durumda. Bu hafta başında Newsweek Türkiye'de bir köşede haberlerini okudum, siteye tekrar girdiğimde ise pek çok gazete ve televizyonda haberlerinin çıktığını öğrendim. Bir fikir olarak başlayan bu hareketin bu kadar dikkat çekmesi ilginç, daha da ilginci ise artık bloglardan çıkan bir olayın medyada bu kadar yer bulması.

1 Nisan: Gmail AutoPilot


Muhteşem olmuş,


Fikir, gelen maillere otomatik olarak cevap yazılması; sunuş falan da süper, bakmakta fayda var:



http://mail.google.com/mail/help/autopilot/index.html


Ayrıca 2000 pageview olmuş, teşekkür ediyorum, daha fazlasını da göreceğiz inşallah

Earth Hour sonrası


Linkte Earth Hour sırasında dünyanın çeşitli ülkelerindeki efsane yerlerden görüntüler var. Eyfel'in falan ışıklarının sönmesi muhteşem:

http://www.boston.com/bigpicture/2009/03/earth_hour_2009.html

Boku Yedim Listesi

Evet, vize - vize projeleri ve final projelerinin yaklaşmasıyla birlikte aslında ne kadar acınası bir durumda olduğumu fark ettim. Stream of Consciousness edasıyla neler yapmam gerektiğini falan yazacağım:

1-) TR 314 - Literary Translation
  • Yarına çeviri ödevin var
  • 13 Nisan haftasına vize projeni hazırlaman lazım ama başla artık, yetişmeyecek.
  • Mayıs ortasına final projesi, 20 sayfa paper nasıl çıkacak çok merak ediyorum. Başla artık!
2-) INT 318 - Simultaneous Interpreting
  • Shadowing ve simultane alıştırmaları, catching up with the class.
  • Avrupa Birliği'yle ilgili bilgileri toparlaman lazım.
3-) INT 313 - Community Interpreting
  • Vize projesini bu hafta bitirmek gerek, önümüzdeki hafta çok yoğun.
  • Final projesinde hazırlanacaklara karar vermelisiniz Ece'yle.
4-) HIST 48F - Art & Architecture in Byzantine hede hödö
  • Pazartesi vize var ne çalışacağım ne yapacağım hiçbir fikrim yok.
  • Consent istemek dışında dersine gitmedim ve paper yazmamış gerekiyormuş, nasıl yani??
  • Dersi withdraw etmek mümkünse bunu düşünmeye başlamak gerek.
5-) LIT311 - Copywriting for Marketing and Advertising
  • 13 Nisan haftası dersi withdraw ediyoruz. Kaç withdraw hakkı var, ve 2 ders birden withdraw edilir mi öğrenmek gerek.
6-) Dinamik - Newsweek - Ajans
  • 13 Nisan haftası röportaj var, hazırlanmak gerek.
  • Newsweek'e yorum yazıp yollayacaksın.
  • Ajans'ta da boy göster artık lütfen.
7-) FR 202 - Intermediate French II
  • 9 Nisan'a ödev teslim etmen gerekiyor
  • Muhtemelen sonraki 2 hafta içinde de vize olacaktır.

Bütün bunları hangi sırayla yapacağım bilmiyorum; newsweek ve literary translation ile başlıyoruz.

Bir protesto yöntemi olarak prezervatif

Yurdum insanı şaşırtmaya devam ediyor.


Önce her şeye rağmen Melih Gökçek'i 4. kez seçerek zeka seviyesi olarak şaşırtan yurdum halkı, şimdi de protesto yöntemiyle seçime renk getirdi.


Ataşehir'de yapılan sayımlarda, sandıktan 3 ayrı zarf içinde prezervatif çıktı. Kaç kişi yapmış bilinmiyor ama Akp, Mhp ve Chp'ye oy verilen zarfların içine birer tane de prezervatif yerleştirilmiş.

Oylar geçersiz sayılmış; ama protesto süper.

Eklektik @ Sourberry #3


Playlist:

1. Joe Cocker - Feelin Alright (4:12)
2. Mo'Horizons - Hit The Road Jack (pe na estrada) (5:39)
3. Radio Citizen Feat. Bajka - The Hope (3:34)
4. Martin Solveig - Dry (4:56)
5. Selim Demirdelen - Heartbeat (5:26)
6. Solal - Psycho Girls & Psycow Boys (Haaksman & Haaksman Remix Radio Edit) (4:02)
7. Kings of Convenience - I Don't Know What I Can Save You From (Royksopp Remix) (4:13)
8. Jazzanova feat Georg Levin - Keep On Making Me High (4:02)
9. Taxi - Yes it's true (4:22)
10. DJ Harry - All My Life (4:43)
11. Fink - Pretty Little Thing (4:34)
12. The National - Start A War (3:18)
13. John Frusciante - The Real (3:07)
14. José González - Crosses (2:42)
15. razorlight - wire to wire (2:57)
16. Calexico - Yours And Mine (2:30)
17. David Gilmour - This Heaven (4:24)


Bir Seçim Günü

29 Mart Pazar gününden birkaç sahne:

- Annem de babam da sandık başkanı oldular bu seçimde, Acıbadem'deydiler ve benim bırakıp almam gerekiyordu ( = 6'da kalkmak). Saat 7'de okulda olduk ve sandık görevlilerinden önce Akp ve Saadet görevlileri gelmişti. Yanlış anlamadıysam adamların bir kısmı da gece sabahlamış falan, ciddi ciddi çalışıyorlar. İlginç olan ise hiçbir sandık görevlisinin 8'den önce gelmemiş olmasıydı, 8'de gelen de annemin tek lafıyla ağlamaya başladı ki, emin olun görülmeye değer bir sahneydi bu.

- Gittim oyumu kullandım misler gibi, ilginç olansa mahallede 2 muhtar adayı olduğu ve benim kime oy vereceğim belli olduğu için, diğer adaya oyunu verecek olan bir iki arkadaşımın suratıma bile bakmamasıydı. Çok ilginç lan, hani AKP - CHP ayrımı da değil bu, muhtar için oy atıyorsun.

- Babaannem kararlıydı oy vermemek konusunda, "kime vericem, hepsi aynı bok" falan diye söyleniyordu. İnat ettim götürücem diye, zorlaya zorlaya gittik okula; ben de tembihliyorum "Akp'ye verme, Chp'ye ver" diye; "Tamam tamam bakarız." diyor içeri girerken. Dışarı çıktı, "Kime verdin oyunu", "Ata bastım". YOK ARTIK. Demek ki neymiş, amblemi güzel seçmek önemliymiş.

- Gün henüz bitmedi tabi; daha bizimkileri almaya gideceğim akşam bilinmeyen bir saatte; çünkü kendi arabalarıyla pusulaları teslim edemiyorlarmış. Ayrıca alkol satışı da yasakmış 12'ye kadar; ama kimsenin uyacağına inanmıyorum.

- Kadın oyunu ata bastı.

F1 2009: Avustralya

Brawn GP!

Formula 1 2009 sezonunun ilk yarışı, Brawn GP'nin şaka gibi başarısıyla sona erdi. Honda'nın eski Ferrari stratejist ve mühendisi Ross Brawn tarafından satın alınmasıyla Brawn GP adını almıştı. Takım bünyesinde şanssız pilot Jenson Button ve Ferrari'den iyi tanıdığımız Rubens Barrichello vardı.

Sıralama turlarında ilk iki sırayı alan pilotlar, bu sabahki yarışta da ilk iki sırayı alarak dabıl yaptılar. Honda'da bütün yeteneğine rağmen aracının kendi kalitesine ulaşamamasından dolayı sadece 5 - 10. sıralar arasında kalan Button, Ferrari daimi favorim olmasına rağmen gönlümde oldukça sağlam bir yere sahipti. Barrichello ise, bilen bilir, bütün sempatikliğiyle, iyi niyetiyle sevilmeyecek gibi değil. Takımın arkasında da eski bir Ferrari'li olması da (ayrıca sorarım size, adam mühendis ve koskoca takımı satın alıyor, ötesi var mı?) bana ayrı bir mutluluk veriyor. Geçtiğimiz aylarda Formula 1 kariyerinin devam edip etmeyeceği bile belli olmayan Button ve Barrichello'nun da ilk iki sırayı paylaşması daha da güzel. 1 -2 yarışta daha da kesinleşir ama sanırım benim için Ferrari neyse, Brawn GP de o olacak.

Yarışın fiyaskosuyla Ferrari, adamlar 2 araçla da yarış dışı kaldılar. Bu böyle olmaz Ferrari diyoruz, Brawn size koyacak mı, çok merak ediyoruz. (Şu tipe bakın Button'daki, insan nasıl sevmez lan.)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...