Enstanteneler

Not: Bu performansı dinleyerek okursanız daha da güzel olabilir.




Arada bir kişisel postlar da yazıyorum, bu da onlardan birisi olsun.

 Yakın çevremde olan insanlar, hayatımda az çok neler yaşadığımı biliyorlar; dolayısıyla saat itibariyle geride bıraktığımız Çarşamba'nın da kritik öneme sahip bir gün olduğunu da tahmin etmişlerdir.

Neler oldu?

- Sıradan bir insan gibi kalktım öncelikle bugün; öğlene doğru Translation Project dersimin danışman hocasıyla görüşmeye gittim. Bilgilendirici not: İkinci dönem böyle bir ders almamız gerekiyor ve belirli hocalar arasından bir danışman bulmamız lazım kendimize. Bölümdeki öğrencilerin favorisi gösterilen 2-3 hoca var; dolayısıyla herkesin o hocalara saldıracağı besbelli. Buna rağmen, "Kimden almayı düşünüyorsun?" sorusuna o 2-3 hocanın adını veren sadece birkaç kişi vardı. Ne oldu, o iki hocaya toplamda 15'ten fazla başvuru oldu.

Ben ne yaptım? Açıkçası projeyi birlikte yapmak istediğim, çok sevdiğim bir hocadan almak istiyordum projeyi ama konu olarak benimle hiç alakası olmayan bir konu seçmekten korkuyordum (benim kafamda ekonomi ya da siyaset metinleri çevirisi bulunmaktaydı). Neyse, eninde sonunda bu hocamdan aldım ve bugün buluştuk, kendisinden projeyle ilgili gelen ilk cümleyi söylüyorum: "Ya senin daha çok ilgilendiğin alanlardan yapalım bu sefer, siyasetle ilgili bir metin çevirmeye ne dersin?" Yere düşüp bayılacaktım sevinçten.

Neyse uzatmadan, bunu hallettik, saat 5'te gittik Etimoloji sınavına girdik. Kopya mevzularımı bilen biliyor, sonrasında da dersten kalınca şu anda üçüncü dikişi sağlam atmaya çalışıyorum diyebilirim. Onda da ilk sınavdan kötü olsa da beklentilerimin üzerinde bir performans sergiledim.

6'da sınavdan çıktım (hala bitmedi gün anasını satayım). Reklam metni yazarlığı dersine girdim; orada da final projesi detaylarını aldıktan sonra quiz'e girdim. O kadar az zamanım kalmıştı ki aşağıda yazacağım konsere yetişmek için, quizin sonuna "Bu da böyle bir anımdır." falan bile yazmış olabilirim.

Quizden çıktım, ayakta botlarla koştura koştura Güney Meydan'ı geçtim; 19.30'daki Klasik Müzik Konserine yetiştim. Daha önce yazmıştım, Chopin bestelerini yorumlamak için Polonyalı bir piyanist gelecekti. Tıklım tıklım geçen ve hep beraber büyüleyici olduğuna kanaat getirdiğimiz bir performans seyrettik. Adamın 85'li olması da cabası zaten.

Bu gibi günlerle karşılaştığım zaman "O günün akşamında ben ölene kadar içerim." diyorum mesela; ama o kadar yorgun oluyorum ki bir birada uykum geliyor.

Bu sıkıcı okul maceralarının üzerine, kaldığımız yerden devam edelim.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...