Gazetelerden Önce Bloglarda: Kanal-i-zasyon



Kanal-i-zasyon filmi 23 Ekim Cuma tarihinden itibaren sinemalarda gösterime giriyor. Yönetmenliğini, geçmişinde Dikkat Şahan Çıkabilir, Zaga gibi prodüksiyonların yönetmenliği bulunan Alper Mestçi’inin yaptığı; senaryosunu ise Murat Aykul’un yazmış olduğu filmin ilginç bir konusu bulunuyor. Kısaca değinirsek: Bir temizlik şirketine bağlı olarak, bir televizyon kanalının plaza camlarını silen İmdat Bayram (Okan Bayülgen) adlı başrol karakteri, kanalın o anki yöneticisi olan Berk Yalçın (Hakan Yılmaz) tarafından kanal reytinglerini artırmak için kullanılmaktayken filmdeki gelişmeler sonucu kendisini kanalın patronu olarak bulur. Reytingleri artırmak için absürd, çeşit çeşit programlar hazırlayan İmdat, bu programlarıyla Türkiye gündemine oturur.

21 Ekim Perşembe akşamı, İstinye Park’ta filmin resmi galası gerçekleşti. Pek çok ünlü ismin yanı sıra galaya önemli bir medya kanalı mensupları da davet edildi: Bloggerlar. Oldukça başarılı kabul edebileceğimiz bir tanıtım stratejisinin bir parçası olan galanın da gayet başarılı, bir o kadar da kalabalık geçtiğini belirtmek lazım.

Filme bakacak olduğumuzda içerik anlamında yaratıcı ve dolu bir işle karşılaştığımızı söyleyebilirim. Devam eden ana hikayeyi destekleyen televizyon programları binbir çeşit gönderme ve ironiyle dolu. Türk televizyon dünyasını ti ye alan programlar, filmin asıl komedi kısmını oluşturuyor. Hatta işin aslı şu ki, ironi olarak sunulan, dalga geçmek için hazırlanmış olan programlar veya varyasyonlarına önümüzdeki yıllarda rastlasak çok da şaşırmayabilirim. Çoktan tahmin etmiş olacağınız üzere filmin bir mesajı var ve bu mesajı kör gözüne parmak şeklinde olmasa da açık bir şekilde iletiyor seyircilerine bence.

Öte yandan, filmin bazı eksilerinin olduğunu da inkar edemeyiz. Kanal-i-zasyon’un bir komedi filmi olduğunu, çok da ciddiye alınmaması gerektiğini kabul ettik. Türkiye’deki komedi filmi anlayışında “güldürme” kriteri sağlama alındıktan sonra devamı çok da umursanmadığı için açık kalınan noktalara bir kez de burada rastlıyoruz. Diyalogların yetersizliğinden, karakterlerin alabildiğine abartılarak karikatürleştirilmiş olmalarına dek çeşitli problemler var filmde. Genel anlamda çok şey beklemeden gitmek lazım elbette filme; ama bu tip açık noktaların en azından bu sefer kapatılmış olmasını bekliyor insan haliyle.

Okan Bayülgen, naçizane fikrimce oyunculuk anlamında iyi bir iş çıkartmış. Mükemmel bir performans değil, hatta çok kötü oynadığını iddia edenler de olacaktır muhtemelen ama ben kendi adıma beğendim. İtici olabilecek şeyler bence karakterin çok güzel çizilmemiş olmasından kaynaklanmalıydı. Bu noktada şuna da değinelim: Bu film aslında bir Alper Mestçi filmi. Alper Mestçi, Zaga’nın yönetmenlerinden olmasına rağmen bu filmle izleyici algısında önemli bir yer edecek gibi gözükmüyor bence. Okan Bayülgen’in yıllardır medyaya karşı duruşu ve programlarında yer verdiği “Medya Arkası” bölümlerinin üstüne böyle bir film çekmesi, haliyle insanlarda bu filmin her şeyinin Okan Bayülgen’e ait olduğu izlenimini yaratmıştır / yaratacaktır muhtemelen.

Geri kalan oyunculuklar için de benzer şeyleri söylemek mümkün. Geniş bir konuk oyuncu kadrosu olan filmle ilgili başka bir nokta da gözüme çarpmakta: Konuk edilenlerin arasından Zerrin Özer, Erol Büyükburç gibi isimlerin, televizyon sahnesinde yapmış oldukları hareketlere gönderme yapılan sahnelerde, kendileriyle rahat rahat dalga geçmeleri filmden akılda kalan önemli anlar arasında yerini aldı.

Sonuç olarak bakıldığında Türk medyasına güzelinden dokunduran, biraz gülmek, biraz bu dokundurmaları değerlendirmek ve elbette bir “aptal kutusu” eleştirisi seyretmek için tercih edilebilecek güzel bir film olmuş diyebilirim. Elbette eksikler çok, hatta sinemada da bu haftalarda pek çok alternatifinin da bulunduğunu unutmamak lazım; ama Kanal-i-zasyon, konuyla ilgileniyorsanız size eğlenceli 2 saat vaad etmekte.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...