Brandmarker 4. gün: Interactive Marketing

Boğaziçi Üniversitesi İşletme Kulübü'nün düzenlediği 5 günlük Brandmarker konferansının 4. gününe katılma şansını buldum sonunda.

İnteraktif pazarlama konulu 4. günün konuşmacıları hakkındaki yorumlarımı kısaca paylaşayım.

Sven Tollmien

Trendone şirketinin kurucularından olan Tollmien, aslında pazarlama odaklı bir "Web Tarihi" sunumu yaptı. Sırasıyla Web 1.0, 2.0, 3.0 ve 4.0'a değinen Tollmien aslında kısmen giriş sunumu yaptı. Bu nesilleri oldukça iyi örneklerle açıkladığını kabul etmeliyim; her geçen günde de "Web 1.0 şuysa Web 2.0 da budur" şeklinde örneklemeler gittikçe artıyor ve çeşitleniyor, yaratıcılığın sınırı yok. Tollmien'in bahsettiği sitelere mutlaka değineceğim önümüzdeki günlerde, çünkü tam bir brainfooddu her biri.

Can Saraçoğlu

Litespell'in kurucularından Can Saraçoğlu'nun sunumunda dikkatimi en çok rakamların çektiğini söyleyebilirim. Yetişkinlerin aynı anda 1.7 sayıda işle uğraşabilmeleri, bu sayının çocuklarda 5.4 olması; insanların %14'ünün reklamlara güveniyor olması (aslında şu anda düşününce yüksek bile geliyor.); internet üzerinde bir reklamın 1000'de 2 tıklanma oranı ortalamasına sahip olması ve son olarak tüketicilerin %78'inin arkadaşlarının önerilerine güveniyor olması zihin açıcı oldu. Tabi araştıran bir insan bu bilgilerin çoğuna ulaşbilir rahatlıkla, ondan şüphem yok. Duracell'in de Türkiye'deki ilk viral reklam kampanyasını yapmış olduğunu bilmiyordum mesela; onun videosunu da paylaşırım önümüzdeki günlerde.

Mustafa Kılıçarslan

Title'ı "EMEA Director, Partnerships for Technology Access, Microsoft Corporation" olan Kılıçarslan'ın sunumunun interactive marketing ile alakası yoktu açıkçası. Standart bir crisis management sunumu yaptı, presentasyon olarak da Microsoft'un kendi bünyesinde kullandığı bir sunumu kullandı. Sonuç olarak 3-5 konferansa katılmış bir insanın mutlaka duymuş olacağı, hafif motivasyonel, hafif liderlik kokan bir konuşma seyrettik. İnsanların da zihnini pek açmamış olacak ki "Staja nasıl başvuruluyor?" tarzı sorular sordular. Halkımı seviyorum. Bing için de "Adı çok iyi oldu." gibi bir cümle kurdu Kılıçarslan, but it's not google.

Ömer Ekinci

Vodera'nın kurucularından olan Ömer Ekinci ilginç bir sunum yaptı aslında. Biraz dil problemleri yaşadık; yabancılar olmasaydı sunumun kat kat daha verimli geçeceğinden şüphem yok. Bluetooth Marketing gerçekten ilginç bir yöntem, akşamüstü bir alışveriş merkezindeyken de "belli mi olur" diyerek Bluetooth'u açtırdı bana; ama sadece konuşmanın etkisinde yapılan bir hareketti bu; dolayısıyla normal şartlar altında Bluetooth'umu açacağıma pek de inanmıyorum açıkçası. GSM operatörlerine ve onların kısıtlamalarına bağlı kalmamak adına çok çok başarılı bir sistem, çünkü bütün her şey Bluetooth serverları üzerinden yürüdüğü için operatörleri aradan çıkarıyorsunuz. Ancak Bluetooth'un kendi sınırlı teknolojisi yüzünden de çok büyük bir verim alınabiliyor mu biraz şüpheliyim. Stadyumlarda Bluetooth ile pazarlama yapılmasını hiç düşünmemiştim mesela, çok mantıklı. Konuşma sonrasında bu konu ile ilgili bir açık hava aktivitesi yapıldı ama ben ona katılamadığım için yorumunu yapamayacağım.

Brandmarker'da yarın da oldukça ilginç konuşmalar olacak, fırsat buldukça yorumlarımı paylaşacağım.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...