Adil Gür Röportajı - I -

Boğaziçi Üniversitesi İşletme Kulübü dergisi Dinamik yerel seçimlerle ilgili bir siyaset dosyası hazırladık. Bu dosyada da araştırma şirketleri arasından A&G'yi seçtik ve Kasım ayında Adil Gür ile bir röportaj yaptık. Dinamik'in bu sayısı geçen hafta çıktı, üniversiteden ya da bana ulaşarak edinebilirsiniz; ben de dergi yayınlandığı için huzurla röportajı sizinle paylaşıyorum. Röportajı birkaç ay önce yaptığımız için kesin tahminler yok; ama önemli görüşler var kesinlikle. İlk bölümü için buyrunuz:


Yaklaşan yerel seçimlerle birlikte pek çok insanın gözü araştırma şirketlerine çevrildi. Geçtiğimiz aylarda gerçekleşen olayların halkın oylarını nasıl etkilediğini, önümüzdeki günlerde karşılaşacağımız gelişmelerin nelere yol açacağını merak eden herkes gibi biz de araştırma şirketlerinin değerlendirmelerini ve anket sonuçlarını öğrenmek istiyoruz. Türkiye’de bu işi başarıyla yürüten şirketlerden biri olan A&G Araştırma’nın Başkanı Adil Gür ile yapmış oldukları araştırmaların sonuçlarına dayalı olarak yerel seçimlerde neler yaşanabileceği sorularına cevap aradık.


Gerçekleştirdiğiniz son araştırmanın sonuçlarından biraz bahsedebilir misiniz?

Kasım ayının başında, Habertürk için bir seçim araştırması yaptık. Bu araştırmaya göre kararsızlar dağıtılmadan önce AKP’nin oyları %22,8’e, dağıtıldıktan sonraysa %36,4’e düştü. Bu düşüşün başlangıcı Ocak 2008’e kadar uzanıyor. 2002’den 2008 Ocak ayına kadar AKP’nin oylarında trend hep yukarıya doğruydu. Ocak 2008’de AKP oyu %54’e kadar çıktı. Ancak Şubat ayından itibaren başlayan kapatma davası gerginliğiyle AKP oyları %40’lara kadar geriledi.

Türk seçmeni oyunu verirken hangi kriterleri göz önüne alıyor?

Türkiye’de seçmen tercihlerini etkileyen en önemli olgu ekonomidir. Örneğin geçtiğimiz aylarda yaşanan kapatma davası ya da türban tartışmalarında AKP’ye olan desteğin azalmasının temel sebebi, bu tartışmalardan dolayı para piyasalarında dalgalanmalar olmasıydı. Küresel krizin etkilerinin Türkiye’ye olan yansımaları da AKP’ye olan desteğin Kasım başında %36 civarına inmesinin temel sebebini oluşturmaktadır. Ayrıca yerel seçimlerde iktidar partileri genelde çok oy alırlar çünkü insanların çoğu oylarını “İktidar partisine oy verirsem daha iyi hizmet alırım.” mantığıyla verirler.

Peki, ideolojik kutuplaşmaların seçmenlerin tercihleri üzerinde ne kadar etkisi vardır?

Elbette laik/anti-laik tartışmaları ya da benzer konularda tartışmalar devam ediyor ama Türkiye’de ağırlıklı olarak ideolojik değil ekonomik kutuplaşmanın hakim olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de dar gelirli ve düşük eğitimli kesimler ağırlıklı olarak AKP’ye, kısmen orta sınıf MHP’ye ve üst eğitim ve gelir grupları da CHP’ye oy veriyor.

Ekonomik krizin yerel seçimler üzerinde nasıl bir etkisi olacaktır?

Seçmenlerin oylarını vermesindeki en önemli etken ekonomi olduğu için ekonomik kriz de seçim sonuçları üzerinde belirleyici olacaktır. AKP şu anda krizi Mart sonrasına ötelemeye çalışıyor. Bunun için IMF ile yapılacak olan anlaşmayı geciktirmeye çalışıyorlar, telkin konuşmaları yapıyorlar. Eğer önümüzdeki 3 ay içerisinde, yani yerel seçimler tamamlanana kadar krizin ağır etkilerini halka yansıtmamayı başarırlarsa seçimden karlı çıkabilirler. Ancak krizin etkileri halka yansırsa AKP büyük zarar görebilir yerel seçimlerde.


Peki, öteleme gerçekleşirse sonrasında ekonomik açıdan neler olabilir?

Öteleme gerçekleşirse Nisan ayından sonra Türkiye’nin önü daha da karanlık olacak. Böyle ağır bir krizden dolayı 2011’de gerçekleşecek olan genel seçimlerin daha erkene alınmasıyla ilgili tartışmalar bile başlayabilir. Böyle bir şey gerçekleşirse bu krizin karşısında ne AKP kalır, ne de MHP ya da CHP. Türkiye’de siyasetin yeniden yazılmasını bile tartışabiliriz.


Solda birleşme bir kez daha denenir mi? Seçmen üzerinde nasıl bir etkisi olur?

Bir birleşmenin seçmen üzerinde etkisi olur elbette ama bir ittifak gerçekleşmese dahi seçmen oyları bir partide birleşebilir. Örneğin ilçe belediyesinde DSP’li adaya oy veren birisi büyükşehirde kazanma ihtimalini arttırmak için CHP’ye oy verebilir. Aynı şekilde Ankara’da ilçe belediyelerinde kendi partilerine oy veren seçmenler büyükşehirde Melih Gökçek’e karşı CHP altında birleşebilirler. Mustafa Sarıgül’ün DSP’ye geçmesiyle DSP içinde pek çok tartışma yaşandı. Hatta bu yüzden Eskişehir’de Yılmaz Büyükerşen’in etrafında birleşen DSP-CHP-SHP oyları da bu tartışmalardan etkilenebilir.

Yerel seçim sonuçları genel seçimler üzerinde belirleyici olabilir mi?

Yerel seçimlerde, genel seçimlerle karşılaştırmak için belirleyici olan şey belediye başkanlığı seçimi değil, il genel meclisi seçimleridir. Eğer seçmen iktidardan memnun değilse buna olan tepkisini il genel meclisi seçimlerinde gösterecektir. Tahmin ediyorum ki bu seçimde AKP’nin genelde aldığı oylarla yerelde aldığı oylar arasında büyük fark olacak.

Medyanın seçim sonuçları üzerinde belirleyici bir etkisi olur mu?

Türkiye’deki kurumlarla ilgili yaptığımız bir araştırmaya göre medya en güvenilmeyen kurumlardan birisi. O yüzden yerel seçimle ilgili haberlerde ya da tartışmalarda çok belirleyici olacaklarını sanmıyorum. Öte yandan medya, hükümete yerel seçimlerle ilgili değil de ekonomik kriz ile ilgili olarak yüklenecek olursa bundan iktidar zarar görebilir.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...