Barack Obama: Dönüm Noktası

Aylardır tartışılan, Türk medyasının da son birkaç haftadır gündeminde olan Amerika Başkanlık Seçimleri sona erdi. Kısaca istatistiklere değinecek olursak:

- 270 delege oyu kazanan adayın başkanlığını garantilediği yarışta Obama 349, McCain 163 oy aldı.

- Obama yaklaşık olarak 64 milyon, McCain 54 milyon oy aldı.

- Aslında seçim sonucuna doğrudan etkisi olmasa da, yüzdelere bakıldığında Obama %51, McCain %46 oy aldı.

Açıkçası, Obama’nın kazanmak için her türlü sebebi olmasına rağmen son anda gerçekleşecek çeşitli olaylar ve gelişmeler sonrasında başkanlığın McCain’e gideceğini düşünen birisi olarak bu seçim sonucuna kısmen şaşırdığımı söylemeliyim. Özellikle de anketlerde belirtilen oy farkının da burada gerçekten ortaya çıkması (ki genelde anketlerdeki oy farkından çok çok az oy farkı ortaya çıkar seçim günü) da bu seçimin şaşırtıcı sonuçlarından biri oldu.


“Obama neden kazandı?” sorularına kısaca cevap arayalım:


1-) Yeni, genç ve değişiklik vaat ediyor.

8 yıllık Bush yönetiminden sıkılan (şu anda %25 destek yüzdeleri var mesela) halka yüzeysel olmayan bir değişiklik vaadiyle gelen, diğer politikacılardan da hem duruşu hem de ten rengiyle ayrılan bir başkan adayı; toplumun büyük kesiminin dikkatini çekti haliyle. Gerek internet, gerek reklamlar üzerinden genç kitleye de çok başarılı bir şekilde ulaşan Obama; oldukça başarılı bir kampanya yürüttü. Önceki adayların aksine toplumun bütün kesimine hitap etmesi ve Cumhuriyetçi oylarını almak için çaba sarf etmesi de Obama’yı öne taşıyan etkenlerden biri oldu.

2-) Irak Savaşı

Her ne kadar son zamanlarda çok bahsedilen bir sebep olmasa da Irak’taki savaşın yorgunluğu ve ona karşı olan tepkiler de Cumhuriyetçi kesime bir tepki oluşmasına sebep oldu.

3-) Ekonomik Kriz

Dünya için çok büyük olumsuz etkileri olsa da; Obama için “kaymak gibi” oldu ekonomik kriz. Krizin tam da McCain’in “Ben ekonomiden anlamam.” Açıklamasından birkaç hafta sonra patlaması, bu süreçte McCain ve ekibinin krizin çözümüne yönelik sağlıklı görüşler belirtememeleri onlara olan desteği azaltırken; Obama’nın mantıklı açıklamaları ve doğru hamleleri ibrenin yönünü açık bir şekilde değiştirdi. Hatta incelenecek olursa; Obama’nın anketlerde kazanmaya başlamasının ve zamanla arayı açmasının da bu kriz sonrasına denk geldiğini görebiliriz, ki kriz olmasaydı şu anda başkan olarak McCain’i de görebilirdik.



Amerika’da siyahi bir politikacının başkan olmasının ağırlıklı olarak sembolik bir önemi bulunuyor. Sadece 50 – 55 yıl önce toplumun kalburüstü hiçbir kesiminde kendine yer bulamayan ve kölelikten; sefaletten öteye geçemeyen bir kesimin 50 yıl içinde iktidara gelebilmesi, gerçekten de takdirle karşılanması gereken bir başarı. Açıkçası şüpheliyim, Martin Luther King “I Have a Dream” konuşmasını yaparken, 45 yıl sonra bu rüyanın ötesine de geçileceğini gerçekten düşünüyor olabilir miydi? Yine de bu seçim sonucunu, Amerika’daki ırkçılığın sonu ve karşılıklı anlayışın gelişmesinden ziyade bir kampanya başarısı olarak görmek lazım; zira hala sıkıntılı olaylar gerçekleşebiliyor ve hala Cumhuriyetçi bir adaya oy veren %46’lık bir kesim var.

Peki bu seçim sonucunun Amerika’ya ve dünyaya etkisi nasıl olacak. Obama’nın gelmesiyle birlikte Amerika’nın dış politikasının değişeceğini iddia etmek bence büyük saçmalık olur. Eninde sonunda seçilen başkanlardan ve partilerden bağımsız bir şekilde ilerleyen bir devlet politikası var Amerika’nın ve kişilere bağlı olarak bu politikanın genel çerçevesi değişmeyecektir. Elbette savaş konusunda daha ılımlı bir Amerika izleyeceğiz; hatta genel politikayı bozmayacak şekilde pek çok değişikliği de göreceğiz ama Amerika’nın şu anda ilişkide olduğu ülkelere karşı olan politikasının başkanın değişmesiyle birlikte değişeceğini iddia etmek yersiz olur. Buna bağlı olarak sıkça tartışılan bir konuya da değinmek gerek: Ermeni Soykırımı’nın, Obama seçildi diye onaylanacağına hiçbir şekilde inanmıyorum. Amerika politikasında böyle bir gündem varsa elbette onaylanacaktır ama bunu Obama’ya ya da Joe Biden’a bağlamak bence yanlış olur.



20 Ocak’tan itibaren Amerika ve dünyayı yeni bir süreç bekliyor. Obama’nın, “We can change” iddiasını gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği, neleri değiştirip neleri aynı bırakacağı büyük tartışma konusu ve heyecanla bekleniyor. Ne olursa olsun, yıllar sonra bile bakıldığında, 4 Kasım 2008 Dünya ve Amerika tarihinin en önemli dönüm noktalarından birisi olarak kabul edilecek.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...